Pazar günü, sabah 10.00 suları.
Anne kızının odasının kapısını tıklatır. Kapıyı açar. Ergenimiz elinde telefonuyla yatak keyfi yapmaktadır.
-Günaydın Kızım. Hadi kalk kahvaltı hazır!
-Tamam, geliyorum (Gelmez)
Anne kahvaltı sofrasından seslenir.
-Kızım hadi! Buz gibi oldu yumurtan!
Ergenimiz sofraya teşrif eder. Tabağına bir zeytin koyar, zeytini yer, çekirdeğini tabağın ortasına bırakır ve çekip gider.
-Bu kadar mı? Yemeyecek misin?
-Aç değilim.
-Şekerine baktın mı?
(Sessizlik.)
-Kızıım?
-OFFFF!
Soğuk yumurta en son evin köpeğinin mama kabında görülür.
Pazar günü, sabah 12.00 suları
Mutfaktan tıkırtılar gelir. Ergenimiz henüz toplanmış mutfakta kendine mükellef bir kahvaltı hazırlamaktadır. Dumanı tüten taze pişmiş yumurtanın kokusu duyulur.
-Ooo ellerine sağlık! Ama yemeden önce şekerine bakıp insülin yapmayı unutma.
Cevap olarak kapanan kapının sesi duyulur. Ergenimiz ve kahvaltı tepsisi çoktan odasına giden koridorda gözden kaybolmuştur.
Anne, kendi kendine konuştuğunu fark eder ve tezgahtan ona bakan üzgün yumurta kabuklarıyla göz göze gelir. Evin köpeği yere damlamış yumurta sarısını yalayarak temizler ve üzerine düşen işi yaptığı için memnun, kuyruğunu sallar. Sonra da -sabah yediği ergenin yumurtasına ek olarak- birazcık daha yumurta kapma planları kurarak ergenin odasına dalar.
Pazar günü, akşam 18.30 suları
Yemeğini pişirip köpeği dolaştırmaya çıkaran anne sonunda evine döner. Sofrayı kurmak için ev halkına seslenir. Ancak tencerelerdeki yemeklerin azaldığını fark eder. Ergenimiz, çoktan akşam yemeğini yemiştir bile.
-İnsülinini yaptın mı kızım?
-Evet!
-Şekerin kaç peki?
(sessizlik)
-Kızım duymuyor musun?
-Bir saniye! Bakıyorum anne!
(on dakika sonra)
-Şekerim 121.
Pazar günü, gece 23.00 suları
-Kızım ben yatıyorum. Lantusunu yapmayı unutma. Şekerini de söyler misin hemen?
-Bir saniye anne! Telefondayım!
-Bu saati mi buldunuz konuşmak için?
-Anne ya!
-Tamam bekliyorum.
Anne yatağına uzanır. Gözlerini kapar. Az sonra ergenin ayak sesleri duyulur.
-Anne şekerim 321 olmuş.
…
!!!
🙁